Sadeliğe inanıyoruz
Gereksiz kelimeyi, gereksiz görseli, gereksiz bildirimi atıyoruz. Kalan şeyin kalitesi, çıkardıklarımızın sayısından bellidir.
Hakkında
İnternet gürültüyle doldu. Bildirimler, trend'ler, tıklama odaklı başlıklar… Sade, bu gürültünün içinde bir mola yeri olmak için kuruldu: az ama öz, özenle yazılmış, zamana dayanacak içerikler.
Sade, 2025 yılının sonunda tek bir soruyla yola çıktı: "Okumaktan gerçekten keyif aldığım, beni düşündüren yazılar nereye gitti?" Cevap çoğu zaman yoktu. Haberler hızlı tüketiliyor, fikirler üç paragrafla sınırlanıyor, her şey bir sonraki içeriğe geçmek için bir bahaneye dönüşüyordu.
Biz tam tersini yapıyoruz. Haftada iki yazı. Her yazı, yayınlanmadan önce en az bir hafta bekler, yeniden okunur, sadeleştirilir. Uzunluk değil, yoğunluk önemlidir: bir yazı ne kadar kısa olursa olsun, içinde en az bir cümle sizi durdurup düşündürsün isteriz.
Gereksiz kelimeyi, gereksiz görseli, gereksiz bildirimi atıyoruz. Kalan şeyin kalitesi, çıkardıklarımızın sayısından bellidir.
Her yazı en az bir hafta bekler, yeniden okunur, sadeleştirilir. Hız değil, doğruluk ve derinlik önceliğimizdir.
Trend'e yetişmek yerine yıllar sonra da okunacak içerikler üretiyoruz. Blog bir maraton; biz yavaş ve istikrarlı koşuyoruz.